Forum27 - Türkiye'nin En Büyük Forumu
 

Go Back   Forum27 - Türkiye'nin En Büyük Forumu > Genel Kültür > Mitolojiler

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 12 September 2008, 08:20
Banned
 
Kayıt Tarihi: 29 July 2008
Mesajlar: 0
Konular:
Aldığı Beğeni: 0 xx
Beğendiği Mesajlar: 0 xx
Wink dede korkut

“Yücelerden yücesin, kimse bilmez nicesin, görklü Tanrı. Çok cahiller seni gökte arar, yerde ister sen hod müminlerin gönlündesin. Daim duran Cabbar Tanrı, ulu yollar üzerine imaretler yapayım senin içün, aç görsem toyurayım senin içün, yalıncak görsem tonatayım senin içün, alursan ikimizin canın bile algıl, korısan ikimizin canın bile kogıl, keremi çok Kadir Tanrı”.
Türk edebiyatında bazı söyleyiş kalıplarının ve cümlelerin tekrarını, devamını sağlayan temel unsurlar sözlü halk edebiyatı mahsulleriyle halk dilinin kalıplarıdır.
Türk mensur eserlerinde dikkati çeken bir başka unsur da ikili yapılardır. Nesrimizde başlangıcı İslamiyet öncesine giden bir ikili yapı kullanma alışkanlığı vardır. Bu kullanımların ilk örneklerini Uygur dönemi mensur metinlerinde görmekteyiz. Bu metinlerdeki ikili yapılar eş anlamlı kelimelerin yan yana kullanılmasıyla oluşturulmuşlardır. “Ol yime Maharadı İlhan ertingü ulug, bay barımlıg, tsanlıgları agılıkları tarıg ed tavar öze tolu, alp atım...
Bu kısa parçada bile pek çok ikili yapı vardır. Bu ikililer şunlardır; bay-barımlıg (zengin varlıkları), tsang-ağırlık (ambar-hazine) ed-tavar (mal-mülk), alp atım (yiğit kahraman)
Klasik nesrimizde en ağır metinlerin çoğu bu tür gruplarla ve ses olarak birbirine bağlanmış iki yapılarla oluşturulmuşlardır.
Bugün de bu ikili kullanma alışkanlığı dilimizde yaygın olarak yaşamaktadır. Kullandığımız ikililerin bazıları ses olarak, bazıları da anlam olarak bağlantılıdır. Hatta bazen aynı anlama gelen iki kelimenin bile yanyana kullanıldığı görülmektedir.
Mensur eserlerimizde yüzyıllar boyunca devam eden daha pek çok söyleyişten, ifade kalıbından, yapı özelliğinden söz etmek mümkündür. Türkçenin halk dilinde yaşayan söyleyiş kalıplarının ve nesir eserlerimizdeki ortak yapıların bir dökümünün yapılmasının nesir geleneğimizin ortaya çıkarılması için gerekli olduğuna inanıyoruz.
Türk nesir tarihine bakacak olursak, Türk nesrinin İslamiyet öncesinde, İslami dönemde ve batı kültürü etkisinde farklı karakterler taşıdığını görürüz. Bununla beraber bütün önemli kültür değişmelerine, tarih ve coğrafya farklılıklarına rağmen mensur eserlerimizdeki bağlar devam etmiştir.
Türk kültürüne İslamiyet öncesi dönemde zengin bir dil ve edebiyat geleneği oluşturmuş olması, Türk edebiyatının “Arap ve İran edebiyatlarını taklit eden kişiliksiz bir edebiyat” halini almasını engellemiştir. Türkler yeni girdikleri ve bütün kalpleriyle benimsedikleri İslam diniyle ilgili konuları, zaman zaman eski inanışlarıyla birleştirerek söylemekten çekinmemişlerdir, İslam kültür ve medeniyetiyle kendi milli zevklerinin bir sentezine gitmişlerdir. İlk İslami metinlerde eski Türk inanışlarından kaynaklanan bazı motifler bunun çok açık delidir.
İslam kültürü etkisindeki klasik edebiyatımız, uzun bir süre manzum bir edebiyat gibi düşünülmüştür. Bu edebiyatın “divan edebiyatı” şeklinde adlandırılması da bu yaklaşımın bir ifadesidir. Böyle bir adlandırma bütün mensur eserleri dışarıda bıraktığı gibi, mesnevi gibi divanlara girmeyen bazı manzum türlerin de gözardı edilmesi tehlikesini doğurmaktadır. Bu nedenle artık iyice yaygınlaşan bu adlandırmayı eksikliklerine unutmadan dikkatle kullanmak gereklidir.
Ayrıca pek çok divan şairi, nesri dağılmış incilere, nazmı ise bir araya getirilmiş bir inci kolyeye benzetmişlerdir. Bu tanımlamada her iki anlatım vasıtasına da inci benzetmesiyle yaklaşılması dikkat çekicidir.
Balagat kitaplarındaki ortak yaklaşım ise nazım olsun, nesir olsun güzel ve manalı söylenen her ifadeyi edebi kabul etmektedir. Yüksek kültürün içinde yetişen belagatçılar, manayı bir güzele, edebi sanatları ise onun giyinip kuşandıklarına, sürdüğü boyalara, taktığıtakılara benzetmişlerdir. Böyle bir yaklaşım ise klasik edebiyatımızda ana amacın, şiirde de nesirde de anlamı söyleşiye feda etmemek olduğunu açıkça gösterir.
Belegatçıların nesre bu tür tutarlı yaklaşımlarının yanısıra eserlerini büyük ölçüde nazma ve şiir sanatlarına ayırdıklarını da belirtmek gerekir. Kısacası eski kültürümüzün insanları mensur eserler de vermekle beraber genellikle nazmı nesirden üstün kabul etmişlerdir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil



Saat: 11:46


Telif Hakları vBulletin® v3.8.9 Copyright ©2000 - 2020, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tipobet Kameralı Sohbet Süpertotobet istanbul escort istanbul escort Bahis Siteleri Bahis Siteleri Bahis Siteleri Bahis Siteleri Bahis Siteleri Bahis Siteleri Betvole tipobet365 elexbet canlı maç izle elexbet giriş hiltonbet canlı hiltonbet hiltonbet tv hiltonbet pashagaming giriş ngsbahis tv ngsbahis güncel giriş Bakırköy escort Ataköy escort Avcılar escort goldenbahis tv betmatik giriş elexbet giriş hiltonbet sex hikaye porno seyret buca escort bedava bonus İnterbahis Gorabet Goldenbahis Fenomenbet Betper Betpas Betpark Arzbet Sultanbet megabahis grbets kolaybet belugabahis eyüp escort beylikdüzü escort çorlu escort izmir escort istanbul escort bayan konya escort bayan sex hikaye celtabet giriş venusbet truvabet Slotbar Betcup Artemisbet Pashabahis

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0 PL2